Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi, EPDK ve Rekabet Kurumu iş birliğinde Antalya’da gerçekleştirildi. Zirveye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ile kamu ve özel sektörden 1000’e yakın davetli katıldı.
Zirvenin açılışında konuşan ve dünyanın, en büyük enerji krizlerinden birini yaşadığını ifade eden Bakan Bayraktar, “Küresel petrol ve doğal gaz piyasalarının adeta şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve sonrasında yaşanan gelgitler, tüm ülkeleri diken üstünde tutuyor. Enerji alanında adeta büyük buhran ile karşı karşıyayız.” dedi.
Bakan Bayraktar, 2002’de enerjide piyasa serbestleşmesi ile çok köklü bir dönüşüm yaşandığını, 2016’daki Milli Enerji ve Maden Politikası ile ikinci dönüşüm sürecine girildiğini kaydederek “Bu yeni dönemde yerli kaynaklara yönelik stratejilerimizle, altyapı yatırımlarıyla, kaynak ülke-güzergâh ve form çeşitlendirmeleriyle arz güvenliğimizi teminat altına alacak adeta devrim niteliğinde hamleler yaptık.” dedi.
Milli Enerji ve Maden Politikası’nın 10’uncu yılında uzun dönemli enerji planlamalarında revizyon yapacaklarına işaret eden Bakan Bayraktar, “Üzerinde çalıştığımız bu planda yeni bir enerji mimarisi inşa etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni program ile daha dirençli, daha esnek ve elektrikleşme ile dijitalleşmenin merkezde olduğu yeni bir enerji piyasaları hedefliyoruz.” diye konuştu.
Dünyada büyük bir elektrikleşme trendi olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Elektrik kurulu gücümüz, Mart ayı sonu itibarıyla 125 bin megavatı aşmış durumda. Güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzün toplamı, yüzde 33’lük pay ile 41 bin 517 megavata ulaştı. Güneş enerjisi Türkiye’de, 2026 yılı sonunda toplam kurulu gücümüzün içerisinde hidrolik gücü geçmek suretiyle bu sene en büyük paya sahip olacak.” değerlendirmesini yaptı.
Açılışta konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da ülkelerin büyümesi için üretmeye, üretmek için de enerjiye ihtiyacı olduğunu belirtti.
Varank, enerjinin artık yalnızca ekonominin, kalkınmanın, üretimin temel girdilerinden biri olmadığını, ekonomi politikalarının, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın, siyasi ve milli güvenliğin merkezinde yer aldığına dikkati çekerek, kurumların bu önemli stratejik alanda öngörülebilir yatırım ortamının oluşturulması, yatırımcı güveninin güçlendirilmesi, arz güvenliğinin sağlanması, tüketici haklarının korunması ve serbest piyasa yapısının derinleştirilmesi için kritik roller üstlendiğini kaydetti.
Türkiye'nin uyguladığı çok boyutlu enerji, tedarik ve kaynak çeşitlendirmesi stratejileri sayesinde güven veren, öngörü sunan ve sistemini ayakta tutabilen bir ülke olarak ayrıştığına işaret eden Varank, şunları kaydetti:
"Avrupa ülkeleri salgın döneminde olduğu gibi akaryakıtta kota getirme, kamu hizmetlerini kısıtlama ve okulları tatil etme gibi olağanüstü tedbirleri gündemlerine alırken, Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde enerjide tam bağımsızlık hedefine kararlı bir şekilde sabırla ve azimle ilerlemeye devam ediyor. Enerji, arz güvenliği, tedarik ve depolanması noktasında bir sorunumuz yok. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak çeşitlendirme politikalarımızın değeri işte bugün çok daha iyi bir şekilde anlaşılabiliyor. Bölgemizde krizler, çatışmalar, savaşlar ve büyük çalkantılar yaşanırken bizim temel önceliğimiz ülkemizi o ateş çemberinin dışarısında tutabilmek ve milletimizin refahını korumaktır. O ateş çemberinin tam ortasında Türkiye'nin adeta bir istikrar adası ve enerji merkezi olarak bölgesinde yükselmesi asla tesadüf değildir."
Açılışta konuşan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz da, yaklaşık 300 bin kişinin istihdam edildiği, hacmi 145 milyar dolara ulaşan bir enerji piyasasını yönettiklerini belirterek, "Adil ve öngörülebilir bir piyasanın olmazsa olmazı regülasyon ve rekabettir. Bu iki kavram, sürdürülebilir kalkınmanın ve güçlü bir ekonomik geleceğin en kritik yapı taşlarıdır." dedi.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 25 yıllık geçmişi ve kurumsal kültürüne ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, "EPDK'nin vizyoner, kapsayıcı, açık fikirli ve dünyaya açık bir kurum olduğunu, yapılan düzenlemelerde sadece bugünün değil geleceğin ihtiyaçlarının gözetildiğini, hukuki, teknik, teknolojik, toplumsal ve çevresel boyutların birlikte ele alındığını, kararların kamuoyuna açılarak geniş bir paydada istişareyle olgunlaştırıldığını ve uluslararası gelişmeler ile diğer ülke düzenleme ve deneyimleri dikkate alınarak özgün düzenlemeler geliştirildiğini" ifade etti.
Yılmaz, altyapısı oluşturulan Milli Akıllı Sayaç Sistemleri kapsamında yerli ve milli sayaç, modem ve yazılımların üretiminin tamamlandığını, testlerin başarıyla sonuçlandığını ve sahada kurulumların başladığını bildirdi.
2026 ve 2027'de yaklaşık 2,8 milyon PRO tipi akıllı sayaç tesis edilmesinin planlandığını belirten Yılmaz, bu sayede yaklaşık 12 milyon kullanıcı sayacının uzaktan haberleşebilir hale geleceğini, ilave olarak 15 milyon kullanıcının şebeke bağlantı noktasındaki tedarik sürekliliği ve teknik kalitesinin izlenebileceğini, bu süreçte vatandaşlardan herhangi bir ücret alınmayacağını ifade etti.
Yılmaz, Kurum olarak gözetim ve denetimlerine tabi enerji piyasalarında proaktif, esnek ve yenilikçi düzenlemelerle tüketiciyi koruduklarını, yatırımcıyı desteklediklerini ve rekabeti güçlendirdiklerini dile getirdi.
Elektrik piyasasında gün öncesinden vadeli piyasalara, YEK-G'den depolamalı yatırımlara, talep tarafı katılımından toplayıcılığa kadar atılan adımların sistemin derinliğini ve dayanıklılığını artırdığını ifade eden Yılmaz, "Bugün elektrik piyasası, 2667 lisanslı şirketin faaliyet gösterdiği, 125 bin megavat kurulu kapasiteyi aşmış, yılda 355 teravatsaat elektrik üretiminin gerçekleştiği, 41,2 milyar dolar büyüklüğünde ve 150 binden fazla istihdam sağlayan bir piyasa haline geldi." dedi.
Yılmaz, siber güvenlik kapsamında elektrik iletim ve dağıtım, 100 megavat üstü üretim santralleri, doğal gaz iletim ve dağıtım, petrol iletim ve rafinerilerine "ISO 27001" belgesi alma zorunluluğu getirildiğini, ayrıca, her sektör için ayrı ayrı belirlenen yaklaşık 500 kontrol maddesiyle kurumların yetkinlik ve olgunluklarını tamamlamalarının zorunlu kılındığını söyledi.
2026-2030 tarife döneminde bu yaklaşım doğrultusunda yerli yazılım kullanan elektrik dağıtım şirketlerine WACC (alternatif maliyet) oranında yüzde 5 artış sağladıklarını dile getiren Yılmaz, yerli ve milli yazılımların geliştirilmesini, dışa bağımlılığın azaltılmasını ve rekabet gücünün artırılmasını AR-GE bütçeleri kapsamında teşvik etmeyi sürdüreceklerini belirtti.
Yılmaz, yeni uygulama döneminde elektrik dağıtım yatırımlarını reel olarak yaklaşık 1,5 katına çıkararak 776 milyar liraya, planlı bakım bütçesini ise 2,1 katına yükselterek 189 milyar liraya çıkardıklarını, bu sayede şebekenin güçlendirilmesi ile artan talebin kesintisiz karşılanmasının hedeflendiğini ifade etti.
Türkiye'nin yenilenebilir enerji geleceğinde depolamalı tesislerin hayati öneme sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, "Enerji piyasamız, dengeleme piyasamız ve enerji ticaret ortamımız depolamaya hazırdır. Düzenlemelerimiz eksiksizdir ancak gerektiğinde geliştirmeye de açığız. Bu tesislerin devreye girmesiyle birlikte depolamanın etkisi daha net görülecektir." diye konuştu.
Yılmaz, EPDK olarak 33 bin megavat kapasite tahsisi yaptıklarını, bunun yaklaşık 2 bin 100 megavatlık kısmında yatırımların başladığını, 208 megavatlık kısmın ise işletmeye geçtiğini belirterek, söz konusu yatırımların 10 yıl içinde tamamlanması halinde 52 milyar dolarlık doğal gaz ithalatına karşılık gelen dış yükün azalacağını bildirdi. Toplam yatırım büyüklüğüne ilişkin de bilgi veren Yılmaz, işletmede olan 166 milyon dolarlık yatırımın yanı sıra sahada 2 milyar dolarlık yatırımın sürdüğünü ve yaklaşık 35 milyar dolarlık yatırımın da izin ve onay sürecinde bulunduğunu ifade etti.
Yılmaz, petrol piyasasının 66 milyar dolarlık hacimle ulaşım sektörünün enerji ihtiyacını karşıladığını, 13 bini aşkın lisanslı oyuncuyla tüketicilere yıllık 34 milyon tonun üzerinde akaryakıtın kesintisiz sunulduğunu belirtti. Kaçak akaryakıt sorununun ortadan kalktığını ve kalite standartlarının Türkiye genelinde Avrupa seviyesine ulaştığını vurgulayan Yılmaz, zorunlu stok uygulaması sayesinde arz güvenliğinin küresel krizlere karşı dayanıklılığını kanıtladığını dile getirdi.
Yılmaz, "Doğal gazda gelişen piyasa yapısı ve yaygın altyapıyla Türkiye, bölgesel bir ticaret merkezi olma hedefine emin adımlarla ilerlemektedir. Bugün piyasa büyüklüğü 30 milyar dolar, dağıtım ve iletim şebekesi toplam uzunluğu 250 bin kilometreyi bulan, 81 ilin yanı sıra 1000'e yakın yerleşim biriminde yaklaşık 23 milyon aboneye doğal gaz konforunu taşımak sektörümüzün gururudur." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "doğal gaza erişimi olmayan yerleşim yeri kalmayacak" hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti:
"Türkiye, otogaz tüketimi ile araç ve istasyon sayısı bakımından dünyanın en büyük LPG pazarlarından biridir. LPG piyasamız güçlü ve rekabetçi yapısıyla dünya ölçeğinde örnek konumunu sürdürecektir. Elektrikli araç şarj altyapısında da hızlı bir büyüme sağladık. Bu alan net sıfır hedefimiz açısından kritik olup yatırımcı ve tüketici dengesi gözetilerek geliştirilmeye devam edilecektir. Enerji piyasalarımızı daha güçlü, rekabetçi, tüketici dostu ve verimli kılmak tüm paydaşların katkısıyla mümkündür. Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi bu hedef doğrultusunda önemli bir platform olacaktır."
Açılışta konuşan Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle ise, zirvenin enerji piyasalarının dönüşüm sürecinde rekabet hukuku ve regülasyon perspektifinin derinleştirilmesine, politika yapıcılar ile uygulayıcılar arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine ve sektöre ilişkin tartışmaların zenginleşmesine önemli katkılar sunacağını söyledi.
Enerji piyasalarının doğaları gereği tamamen serbest piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını aktaran Küle, şöyle devam etti:
"Bu piyasalar, yüksek altyapı bağımlılığı ve doğal tekel unsurları nedeniyle düzenleme ile rekabetin birlikte var olduğu hibrit bir yapı sergilemektedir. Bu hibrit yapının sağlıklı işlemesi, rekabet hukuku ile sektörel düzenlemeler arasındaki hassas dengenin korunmasına bağlıdır. Rekabet hukuku, yalnızca piyasa ihlallerine müdahale eden bir araç olmanın ötesinde piyasaların etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasında temel politika araçlarından biri haline gelmiştir. Rekabet hukukunun bu rolü, özellikle enerji gibi stratejik sektörlerde daha da belirginleşmektedir."
Rekabet kurumu olarak amaçlarının etkin rekabeti koruyan, yatırım ortamını destekleyen ve tüketici refahını artıran bir piyasa yapısına katkı sunmak olduğuna değinen Küle, bu çerçevede rekabet hukukunun, yalnızca ihlalleri cezalandıran bir araç yerine aynı zamanda piyasa tasarımını destekleyen, yatırım ortamını iyileştiren ve uzun vadeli refahı artıran bir politika enstrümanı olduğunu kaydetti.
Küle, bu kapsamda Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefinin enerji piyasalarının hem düzenleyici hem de rekabetçi boyutunun birlikte ele alınmasını zorunlu kıldığını söyledi.
Düzenleyici otoriteler ile rekabet otoriteleri arasındaki iş birliğinin bu noktada büyük önem taşıdığına işaret eden Küle, "Bu zirve süresince ele alacağımız başlıklar, Türkiye'nin enerji politikalarının yalnızca bugününü değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendirecek niteliktedir. Yapılacak tartışmaların hem teoriğe hem de uygulamaya yönelik olarak son derece değerli çıktılar üreteceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.